OLED Aydınlatma Tasarımının Geleceği

OLED Aydınlatma Tasarımının Geleceği

Lampeti Lighting olarak her yıl yeni ürün tasarımları için toplanıyoruz, piyasada ki mevcut tasarım ve aydınlatma teknolojilerini inceleyip yeni modeller geliştirmeye çalışıyoruz. Bu sene ki toplantımız da fark ettik ki yeni oluşturduğumuz kavramsal tasarımlar, eski ürünlerimizin yeni yorumlamaları gibi. Biraz piyasa araştırması yapınca genel olarak tüm aydınlatma firmalarının belli bir üretim biçimine sıkışıp aynı şeyleri tekrar ettiğini görüyorum. Bu yüzden OLED ile ilgili bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı hissettim.

3-4 senedir dış mekan aydınlatma pazarında ki en tercih edilen ürün modeli “L” tipi bollard ve direkler diyebiliriz. Bunun yanında sıvama armatürlü direkler ve pleksili bahçe armatürleri diye sıralamaya devam edebiliriz. Fakat piyasada ki bu standartlaşmış beğeni algısı, aydınlatma firmaları arasında yoğun bir rekabet yaratıyor. Firmalar aynı tipoloji de ki ürünleri ürettiği için fiyatlar çarpışıyor ve nitelikten öte, sadece ürünü ucuz olması tercih sebebi oluyor. Bu nokta da farklılaşmak ve rekabetin içinden sıyrılmak için yenilikçi ürün tasarımlarına ihtiyaç var. Fakat bu: profili farklı açılarda kesip, kaynatıp, üstüne IP lens veya modül monte ederek gerçekleşmeyecek. İşte OLED tamda burada devreye girebilir ve getirdiği yeniliklerle aydınlatma tasarım algısını farklı bir yöne çekip piyasa da ki tasarım kısırlığını çözebilir. Gelin biraz OLED in kondisyonunu kısaca inceleyelim ve ardından tasarım kısmına odaklanalım.

ISI

OLED in teknolojik detaylarından ziyade, tasarım üzerinde ki etkilerinden bahsedeceğim için yazımda teknik detaylara çok yer vermedim. Öncelikle LED aydınlatmada ki en önemli problem ısıdır. Isıyı aluminyum soğutucularla dağıtmak gerekli ki LED çipler tam verimli ve uzun ömürlü olsun. OLED sisteminde ısı sorunu minimum seviyede. Katmanlar arası maksimum ısı 40 derece civarında. Ayrıca panel şeklinde ki yapısı ısıyı homojen bir şekilde yüzeye yaymakta, LED çipler gibi noktasal ve yoğun ısınmalar gerçekleşmemektedir. Şimdi düşün ki soğutucu kütle olmadan bir ürün tasarladığınızı. Büyük kütleli soğutucu kullanılmaması hem maliyeti hem de tasarım esnekliğini olumlu yönde etkileyecektir. Aşağıda ki örnekte bir Japon firmasının ürününü görebilirsiniz. Ekstra bir soğutucu kullanılmaması ürün kasasını çok ince tasarlama imkanı yaratmış.

 

VERİMLİLİK

LED sistemleri, eski tip halojen ürünlere göre daha düşük enerji ile daha yüksek verimlilikte ışık saçmakta. Peki OLED ne durumda? Tabi ki bir önceki nesil teknolojiye göre daha verimli olmalı. Aslında durum tamda böyle değil. Ama şimdilik! Ürünün panel şeklinde olması homojen ve doğala en yakın yapay ışık kaynağı olmasını sağlamakta. Ayrıca bu yapı sayesinde yüksek verimlilikte CRI değerleri sunuyor. Fakat şuan için LED ampüller OLED teknolojiye göre daha küçük alanda daha yüksek verimlilikte çalışıyor. Bir örnek vermek gerekirse; piyasada ki   18W lık , 30 X 30 cm LED ofis aydınlatma panelleri yaklaşık olarak 1600 lm verimlilikte. Aynı ölçüde bir OLED panel 1200 lümen ışık gücü üretmekte. Tabi OLED bunu daha az enerji kullanarak sağlamakta. Ayrıca OLED paneller doğrudan difuzör görevi gördüğünden dolayı, kamaşma önleyici optik kullanmanıza gerek yok. Optik kayıplar yaşanmadığı için verimli. Genel olarak yüzey alanını artırırsanız OLED verimlilik konusunda önde. Ama yüzey alanı küçük uygulamalarda LED şuan için daha verimli.

 

ÇEVREYE UYUM

OLED teknolojisi, akkor ampüller, florasan veya LED çipler gibi değildir. Organik metaryallerden üretilmekte dolayısı ile geri dönüşümü daha kolay. Ayrıca LED çipler gibi mavi ışık spektrumu yaymaz, böylece ışık kirliliği yaratmaz. Ayrıca içeriğinde civa, fosfor gibi  maddeler barındırmadığından sağlığa zararlı değildir.

 

TASARIM ve ESNEKLİK

Gelelim asıl konumuz olan tasarıma. Yukarıda bahsettiğim bilgilerle birlikte değerlendirince; OLED bize soğutucu kütle kullanmadan daha ince ürünler tasarlamamıza olanak tanıyor. Ama bildiğiniz üzere asıl olay bu değil. OLED panellerin kıvrılabilir olması ve kırılmaması onu eşsiz bir tasarım aracı haline getiriyor. Size bunu bir örnekle anlatmak isterim. Sol tarafta Trima isimli ürünümüzü görebilirsiniz. Bu ürün aluminyum profil üstüne açılan pencereler, kamaşma önleyici homojen ışık yayan pleksi ve içinde soğutucusu ile birlikte kullanılan LED modüllerden oluşan bir ürün. Ama artık pleksi ve aluminyum üzerinde ışık çıkışını sağlayan pencereler gibi uygulamalara ihtiyacımız yok, hatta LED modül ve soğutucusuna bile ihtiyacımız yok. OLED paneller ürünü oluşturan malzemeleri tek başına içinde barındırıyor. Belki de sol resimde yer alan Trima isimli modelimiz gelecekte minimum metaryal kullanarak sağ resimde ki  ürüne evrimleşebilir.

 

      

Yada Krog isimli aydınlatma direğimiz(sol resim) belkide OLED panelin sağlamış olduğu esneklik sayesinde gelecekte sağ resim de ki gibi gözükecek.

 

  

     

Kendim de tasarımcıyım ve işin dinamiğine hakim biri olarak tasarımcıların OLED teknolojisi ile nasıl tasarımlar yapabileceklerini hayal edebiliyorum. Panellerin sağladığı esneklik ile muhtemelen gelecekte aydınlatma tasarımları daha sade, daha yuvarlak hatlı şekilde modellere yerini bırakabilir. Ayrıca panellerin kıvrılabilir olması da karmaşık ve iddalı tasarımların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Yani bir tasarımcı için çok yönlü ve harika bir malzeme.

Tabi şunu da unutmamak gerekli. LED modüllerin en büyük düşmanı ısı olduğu gibi OLED ışık kapsüllerinin de en büyük düşmanı nem. Ürünün bu yönü OLED panellerini IP koruma konusunda hassas hale getiriyor. Her ne kadar dış mekan uygulamaları olsa da IP koruma için ciddi önlemler almak gerekli. Ayrıca panellerin kapalı iken şeffaf olması ürünün gündüzde cam gibi gözükmesine yol açıyor. Dekoratif!

Toparlarsak OLED gelecekte aydınlatma tasarımlarında radikal değişimlere, teknolojinin ucuzlaması ve ara malzemelerin (optik ve soğutucu gibi) aradan çıkması ile daha uygun fiyatlı ürünler üretilmesine yol açabilir. Ayrıca yapısı gereği çok yönlü bir tasarım imkanı sunacak, aydınlatma tasarımına çeşitlilik ve orijinallik getirecektir.